Şubat 2012
12 gönderi
hayatımın en mutlu günüy’dü o gün…
ilk gözgöze geldiğimiz andan beri biliyordum…
o yüzden o günü hep korudum! 18/12/2010
sevgililer günü diyorlar büyük adamlar,
sana uyanmadığım hiç bir gün, seni düşünmeden uykuya dalamadığım tek bir gece yok iken,
sevgilerini,
sevgililer günü diye bir güne sığdırıyorlarmış büyük adamlar…
senin yanımda olduğun her gün bizim günümüzken,
sormak isterim tek bir güne verilen bu önem neden?
sevgiler günü diyip bir güne sığdırmışlar sevgilerini büyük adamlar,
onlar kutlaya...
Ocak 2012
7 gönderi
Konserlere gidelim. Sen bana Pes oynamayı öğret… Galatasarayın maçlarına gidelim, Maça gidip küfredelim… Uçurtma da uçurabilir miyiz? Vosvosumuz olsun, içinde bizim müziklerimiz olsun. Kumsalda uzanıp deli gibi içelim. Gece de yıldızlara bakabiliriz. Bisikletle gezerken yağmur yağsın, sırılsıklam olalım. Benimle kek yapar mısın? yada bi pazar sabahı o sacma sapan keçelerimle,...
sevmesini bilenin arkasından gidiniz, sevmesini bilmeyene nazikçe değdiriniz…
– metin üstündağ (via fransizcabilmiyorum)
Üç Harf, Tek hece,
gidilen heryeri sanki ilk defa görüyormuş gibi bakmak, hergece uyumadan önce gözlerini sıkı sıkıya kapatıp, tanıştığın günlerin her gece özetini geçmek, an an yaşamaya çalışmak…/sırf görebilmek için hangi trene bindiğini tahmin edip, istasyonda beklemektir../yanında olmadığın her an, özlemektir…/yağmurdan sırılsıklam olduğunda, sırf iki dakika daha yanında kalabilmek için, ...
yılbaşı hediyen...
Bir kuyu düşün dipsiz sandığın,yüzünün,gözünün,kalbinin kir pas içinde kaldığı,en önemlisi ışığı görmediğin tüm seslere sağır kaldığın…
Bir Ağaç düşün,gölgesinde dinlenmelerin hayaliyle yanıp tutuştuğun, bir ağaç… bir nefeslik soluğa muhtaç olduğunda sana bir ömürlük dinlence sunan bir ağaç gölgesi…
Bir ev düşün onca zaman dısarıdan baktığın, baktırılmak zorunda kaldığın,...
olsun
yaşamımda tüm yollar yine sana cıkıyorsa… başladığım ilk anla son an arasında yine sen oluyorsan, dilimde ismin kalıyorsa, herkeslerden saklayıp bir kendime anlatıyorsam seni, söylesene sevgilim , ne önemi var, verdiğimiz molaların? ilk ya da son hep sanaysa tüm hayatım, şimdi ya da sonra seninle ya da sensiz, ne farkeder ki? yürüdüğüm tüm yollar, dilimden düşen her söz, gözümde ki...
Aralık 2011
2 gönderi
yalanlar yalanlar, en gerçek gözükenin bile yalan oldunu bile bile bazen sırf kendını ıkna etmek için yürürsün …anlamazsın yalana bulandığını,anlamazdan gelirsin…Ama gün gelir tek basına kaldığında elinde bir avuç yalan dolan aşk sözleri sevgi kırıntısı ne yapacagını bılemezsın… Bilrisinde gidemezsin…gidersin dönemezsin…
Kasım 2011
64 gönderi
bilinmeyensaatiuygulamasi:
kırıkları tutsun diye taşlaşmış küçücük yüreğim…
ki kalp kırıklığı yeryüzü cehenneminin en büyük ateşidir….
Bilsem ki; ardından bir daha nefes alamayacak hale geleceğim. Gitmek istiyorsan eğer, sen bilirsin. Bilsem ki; başımı duvarlara vurup, sesinin yankısından başka bir şey duymaycağım. Gideceksen düşünme beni, sen bilirsin. Gitmeye niyetlenen birini yol…undan çevireceğimi sanma. Giden yola çıkarken bin kere düşünüp, vazgeçmiştir herşeyden. Tek isteğim senden: Yollara bırak giderken,...
diğer yazıklarım gibi oysa milyonlarca kelime vardı heybemde…
sana bana bize dair…
ama olmadı…
olmuycak anlıyormusun küçük kız!
olmuycak..
neden mi?
nedeni çok basit;
sevgiyle bitene bir çare bulunuyor da sevgisizlikle tükenene bulunmuyor…
şimdi anladın mı?
müstakil masallarda ki yaramaz kız çocuğuyum ben, annesi seslenirde onu bulamaz,bulamazsa üzülür diye kendi ördüğü dikenli tellerin ardına kolay kolay cıkmayan… kendi masallarında kendı yarattığı kahramanlarıyla , kendi yarattığı zindanlarda yaslanan… ara sıra bazı bazı derınden kederden, hüzünden gözleri buğulanan… hayalden meskten sevgiden sarhoş olan, kımı zaman yaramaz kımı...
ihanet
ihanetler öyledir zaten, seni yakıp yıkıp yıkarken, ruhunu kalbini yanmış bir kora döndür… kalbim avuçlarımda kor, yanıyor yakıyor, ama dinmiyor sızısı, sanırım dinmesine izin vermeyeceğim, eğer verirsem biliyorum ki , gün gelip olaki yan yana geldiğimizde , olaki bi gün rastlaştığımızda sana yine dönmemek için , o koru elimden hiç bırakmıyorum… hayatımın en güzel anlarına ortak...
peşinden başka gidebileceğim yer yoktu sevgilim… gitmeyi hiç bir zaman öğrenememiştim, öğretmemiştin! nasıl gidilirdi bir başka kente ? nasıl yazılırdı yeni bir hikaye? bunca yıllık ipoteğin varken kalbimde, nasıl alınırdı bir başkası oradan içeriye? nasıl küsülürdü? nasıl kavgalı olunurdu? o kadar şeye rağmen nasıl hala beraber kalınırdı? mucizeler nerdeydi? kimin içindi? hani masallar...
bir sabah ansızın, kalp atışlarının sesini yeniden duyarmı insan;? hani dünyaya yeni gelmiş bebek misali, etrafı ilk kez görmüşcesine keşfe çıkar mı? bi kaç zaman öncesinde, burnundan fitil fitil getirilen aşklar dergahından, bir anda sıyrılıp huzurun kollarına bırakabilir mi? balçıkla yazılan masllarda ayağına dolanan balçıklardan sıyrılıp, tertemiz bir cografyada yeni umutlara tutunup başka...
herşeyin birbirinin aynısı olan bir kısır döngünün içinde, bana kalbimi,ruhumu hatırlatan “aşk” hoşgeldin! 18/12/2010
sen geldiğin gün yazalan ama gitiğinde hala bitmeyen bir yazmaktı bu…
Sadece Üç harf, sen demek, ben demek, biz demek, kal demek, sev demek, son durak, sonsuz ol demek… yani biz, yani “AŞK” demek’!
12/01/2011
Üç Harf, Tek hece,
18/01/2011 gidilen heryeri sanki ilk defa görüyormuş gibi bakmak, hergece uyumadan önce gözlerini sıkı sıkıya kapatıp, tanıştığın günlerin her gece özetini geçmek, an an yaşamaya çalışmak… sırf görebilmek için hangi trene bindiğini tahmin edip, istasyonda beklemketir.. yanında olmadığın her an, özlemektir… yağmurdan sırılsıklam olduğunda, sırf iki dakika daha yanında kalabilmek için,...
keni kendime sarılıyor gibi, aska sarılıyorum… sev beni istiyorum, hanı öyle sev ki, annenin bebeğinin kokusunu içine ceker gibi… basımda dönüp durup, dur! bi aynaya bak kapıldın gidiyorsun diyorlar, yavas üzülürsün, üzer gider… bende diyorum ki, oşarkıda ki gibi, sevmemmi lazım, bunu biri kalbime anlatsın
masal
bana bir masal anlat sevgilim… anlatılacaklar kadar kısa olmasın… bana bir masal anlat, daha önce kimseye anlatılmıs olmasın.. bana bir masal anlat, bizli gecen zamanların gun dökümüyle, bizli gelecek zamanların hayalıyle… öyle süslü püslü masallardan değil hani sade sadece bizli.. bana bir masal anlat, elini elimden bakısını üzerimden hiç çekmeden.
27/01/2011
bana emanet kalma, beni tut sımsıkı… sarıl öle içine alır gibi.. öp ilkmiş sonmus gibi… beni inkar etme…
29/01/2011
beni kendine aşık kendinide bu aşka tanık ettin!” dısarısı bembeyaz…benimse içim karanlık… niye mutluluklarım hep kısa ki benim ne eksik… bi umutla koşmaya baslıyorum,daha yolu yarılamadan bir bir elimden kayıp gidiyor hersey.. ilkde son bul istiyorum.. öyle kocaman hayaller kocaman mutluluklar değil..küçüçük ellerimle kocaman kalbimle minik mutluluklarım...
30/01/2011
neden: yok bir nedenim..kapatmısken kapılarımı sen geldin..o kadar! hazırlıksız, bi o kadar da hazırlıklıymısım gelişin için…hiç yabancılık çekmedim… hiç sebebini düşünmeden bıraktım kendimi senin sularına…ne can simidi, ne can yeleği…ölece kapıp koyverdım kendimi.. yapma dediler… dön bi kendine bak dediler… duymadım… kapattım kulaklarımı...
06/02/2011
yollar vardır önümüzde, ufacık bir çalı parçasını bile yük gördüğümüz yollar… yıllar vardır ömrümüzde, sırtımızda kanburumuz olmuştur yaşadıklarımız… anlar vardır ömrümüzde hiç bitmesin istediğimiz… hayaller vardır birde, sonunu bile bile kurmaktan çekinmediğimiz… düşsel avuntularımız vardır bırde, öyle olmasaydı böyle olurdu dediğimiz… çünküler vardır...
08/02/2011
karanlık, son nefes gibi,geldi oturdu sol yanıma inceden kesif bir acı… canım yandı… ilk defa bu kadar cok! ilk defa bu kadar büyük… elim dilim ruhum kalbim buz kesti… kesif acım kaldı içimde… kırıldım… dağıldım… bütüne giderken hersey tepetaklak oldu… kaybettim… gücendim! ne yapmalı dedim sonra… ne olmalı… hata üstüne...
14 subat 2011/İlk Sevgililer Günü
hayatımda ilk defa kendime sarılr gibi sana sarıldım… hayatımda ilk defa gercekten aska/sana sarıldım… başlangıc noktam… hayatımdakı en guzel adımı sana attım… iyiki varsın, iyiki gelmişsin, iyiki tutmussun ellerimden.. ve iyiki bırakmamışsın ellerimi… şimdi tut ellerımı,sar sımsıkı.. uyut gögsunde…buyut bu kız cocugunu...
eskidendi çok eskiden!
03/04/2011
insan nasıl anlar, ömrünü verebileceği insanı? nasıl secer bir formulu var mı ?bilmiyorum… bildiğim bir gerçek var benim.. gerçeğim sensin… açtım kollarımı gel diye bunca yıl senı beklemışim gibi… kendime bile itiraf etmeye korktuğum cümleler geçiyor içimden… bir yanım öylece sorgusuz sualsız sana akıyor… çok erken çok gec ne önemi var zamanla...
04/03/2011
sana bu dunyadakı hıcbır kadının, hiç bır erkeğe asık olamadığı sekılde asık oldum! işte butun mesele bu! şimdi, tut ellerimi, al ömrümü, koy ömrünün üstüne….
18/01/2011
Cemre baharın habercısı, 7 gun arayla once havaya sonra toprağa sonra suya duser… buz gıbı karanlık kıs gunlerinden sonra baharı müjdeler.. kelime anlamı ise kor halindeki ateş demektir… kalbime düşen cemrem… nadasa verılen kalbimin kurak coğrafyalarında baharı mujdeleyen sevgilim… kor ateşim… bense pervanen..hanı yanacağını bile bile ateşe...
yeryüzünde bazı yerler vardır sadece orada nefes alıp vermek istersiniz, işte orası benım için artık senın gögsün… uyut beni, büyüt…
canım acıdı..sadece..nedensızce susmak ıstedım..belkide verilecek cevaplardan korktuğum için… soramadım.. ama tek bi kelime yıktı gectı herseyı dagıttı tum kalbımı… toplarmıyım, elbirliği ile olursa evet!ama tek başıma sanmıyorum… boyleyım işte ben,gerektiğinde dunyaları gozu gormeyen, herkesı karsısına alan, umarsız, ilgisiz…naif…ardıma bakmadan cok gemı...
bir es koyuyorum senli hayatıma! bir ömür kadar!
Bir aşk’ın envanteri! neydik seninle biz? ilk aşk ? iki eski tanıdık? iki yalnız? iki mechul ? iki eski arkadaş? iki sevgili? ilk göz ağrısı? ilk yanılış? dur yorma kendini ben cevap vereyim , iki yabancıyız biz hani o şarkıda bahsedilen, iki yabancı!, birlikteyken bile yalnız olan ! neler paylaştık seninle ? kaç yıldönümü? kaç doğum gününü birlikte geçirdik?...